Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size blue color orange color green color

ANASAYFA arrow KÜLTÜR > arrow Ağıtlarımız-Detanlarımız arrow Battal Önal'ın (GOFO) oğlu için yazdığı ağıt
Battal Önal'ın (GOFO) oğlu için yazdığı ağıt Yazdır E-posta
Yazar Hilmi KANIK   

Battal yağmurlu bir günde oğlu Mustafa ile beraber Merğazi’ye ormana gitmeye hazırlanır.Mustafa ise işlerin kötü gedeceği sanki içine doğmuş gibi altıncı hissine dayanarak anlamışcasına gitmek istememektedir. Ancak babasının ısrarına dayanarak ve istemeye istemeye ormana gider. Arazi fazla meyilli(ŞEV)’dir. Bu sırada kendilerinden habersiz olarak onlardan daha yukarıdaki merada Vuyziga ve Emine İNAN ot kesmektedirler. Kestikleri otları yük yapmak ve yüklenmek için zemin hazırlarken gayri ihtiyari taşın yuvarlanmasına sebep olurlar. Hava yağmurlu olduğu için o civarda başkalarının çalışıyor olabileceğine ihtimal veremezler. Oysa çok yanılırlar. Aşağıda derenin yamacında Battal ve oğlu odun yapmaktadır.

Mustafa taşı görür ve babası Battal’a kaçması için seslenir. Fakat nafile,Battal sağırdır duyamaz. Bunun üzerine Mustafa üzerine gelmekte olan taştan babasını kurtarmak için hamle yapar. Babasını çekip çıkarır fakat üzerine gelen taştan kendisini kurtaramaz. Taş karın boşluğuna vurur ve onu aşağıya doğru sürükler. Babası büyük bir acı ve korku ile oğlunun yanına gider. Etrafta çalışan Kemal Oğlu Abdi ve Mehmet’i de çağırır. Mustafa ağır yaralıdır. Kolu bacağı kırıktır.Ayrıca iç kanaması da geçirmektedir.

Hemen kolunu bacağını sararlar ve sal yaparak eve getirirler. İmkanlar kısıtlı olduğu için Trabzon’a doktora götüremezler. Ağzından akan kan evin ortasına kadar gelmiştir. İç Kanaması geçirdiğini ne yazık ki etrafındakilerden kimse anlayamaz. Kendisi etrafındakilerden içmek için sürekli olarak su istemektedir. Ancak etrafındakiler bunun bir ölüm emaresi olduğunu ve kendisine zarar vereceğini anladıkları için bu isteğini yerine getirmezler. Mustafa geceyi bekler. Herkesi uyuttuktan sonra son bir hamle ile kalkarak terekteki tasta bulunan suyu içer ve anında düşerek ölür. Herkes figan içinde kalır.

En fazla da babası Battal Bey etkilenir. Bu acı üzerine Battal Bey oğlu Mustafa’ya aşağıdaki ağıtı söyler. Aşağıya aldığımız dörtlükler tüm ağıtın tahminen dörtte biri kadardır. Zamanla yazıya dönüştürülmediği için ağıtın çoğu unutuldu. Araştırmaya devam edilmektedir. Buldukça diğer dörtlükleri ekleyeceğim. Elimizdeki mevcut ağıta ait dörtlükler Fadula ÇAKMAK ve Ayşe DANIŞ’tan derlenmiştir.

Açayım size bir büyük hisse
Dediğim sözden alınır hisse
Dediklerim deyildir desise
Kaderim böyle olur ne çare

Uşaklar yolda çektiler zahmet
Onlar bize gökten kavuşti rahmet
Şefaat eylesun Hazreti Ahmet
Kaderum böyle olur ne çare

Sabahtan meşeye gitmem derum
Günüm tükendi durmaz pederum
Ezelden böyle idi kaderum
Kaderum böyle olur ne çare

Saat 11’de bağlandi salum
Vucutta yoktur benum emsalum
Umum dünyaya bilindi halum
Kaderum böyle olur ne çare

Yola giderken başuma yağmur
Vefasız dünya olur mu mamur
Saat altıda olmuşum hamur
Kaderum böyle olur ne çare

Ahbaplar geldi azar konuştum
Ben annem ile geldim görüştüm
Şükrolsun bir daha haneme düştüm
Kaderum böyle olur ne çare

Saat dört buçukta ettuk iş başı
Gökten aşağı indi ecel taşı
Zavallı pederum döküldü yaşı
Kaderum böyle olur ne çare

Ben ağlarum bütün yürekten
Onlar bağlar beni yürekten
İmdat olmadı bana felekten
Kaderum böyle olur ne çare

Taşı görmedum vuruldum yekten
Ezrail vurdu beni yürekten
İmdat olmadı bana felekten
Kaderum böyle olur ne çare

İşitmeyenler gitti pazara
Eyvah uğradık büyük nazara
Dünyadan göçtük,girdik mezara
Kaderum böyle olur ne çare

Taştan vuruldum tenim ağırdı
Korktu pederum basti bağırdı
Abdi’yi Mehmet’i hemen çağırdı
Kaderum böyle olur ne çare

Sudan yıkılsın Of’un Boğazı
Başımı yedi Viran Merğazi
Saat 6’da olmuşum gazi
Kaderum böyle olur ne çare

 

Sayfayı paylaşın